İstanbul Merkez
0212 635 56 12
Merkez Ofis

Adres: Kıztaşı cd. Açıklar sk. No: 27 /2 Fatih / İSTANBUL

Tel  : 0212 635 56 12
Fax : 0212 631 54 49

Email: iklimtur@iklimtur.com

 
Kocaeli Şube

Ömerağa Mh. Ankara Cd. No:37
K:2/4 İzmit / KOCAELİ

Tel  : 0262 331 60 46
Fax : 0262 331 60 56
Email: kocaeli@iklimtur.com
Sivas Şube

Sular Başı Mh. Belediye Sk. No:2 Akhan İş Merkezi Kt:1 D:2
Merkez/ SİVAS

Tel  : 0346 223 01 00
Fax : 0346 223 01 00
Email: sivas@iklimtur.com
Bilecik Şube

İstiklal Mh. Tevfik Bey Cd. No: 93/1
Merkez/ BİLECİK

Tel  : 0228 212 99 92
Fax : 0228 212 99 92
Email: bilecik@iklimtur.com

Umre Rehberi


Umre;

Lugatta, mamur bir yeri ziyarete niyet ve azm etmek manasındadır.
Fıkıhçılar lisanında ise ; Kabe-i Muazzama’yı ziyaret ve tavaf ile Safa ve Merve arasını say ederek yapılan ibadetin adıdır.

Umre, sünneti müekkededir. Hac şartlarını taşıyan kimseler için vacip olduğunu söyleyen alimlerin sayısı da az değildir. Umre ibadetinin  belli bir zamanı yoktur.

Umre senenin her mevsiminde yapılabilir. Ancak Arefe ve Kurban bayramının dört günü yapılması mekruhtur. Ramazan-ı şerif’te Umre yapılması daha faziletlidir.

Ebu Hureyre ( r.a ) rivayet ediyor. Rasulullah ( s.a.v ) Efendimiz buyurdular ki : “ Umre, bir sonraki umre ile arasındakilere kefarettir. İhlasla eda edilen, riya ve masiyetten uzak bir Haccın karşılığı şüphesiz cennettir.”

İbn-i Abbas ( r.a. ) rivayet ediyor. Rasulullah ( s.a.v ) Efendimiz, ensar hanımlarından Ümmü Sinan’a buyurdular ki :
“ Ramazan gelince Umre yap ! Onda yapılacak umrenin sevabı Hac sevabına müsavidir.” – Müttefekun Aleyh-


Sair zamanlarda helal olan bazı fiil ve davranışların, belli bir müddet için, şahsın kendisine haram oluşunu kabullenme çerçevesi içerisine girmesidir.

İhram; niyet etmek ve telbiye getirmekle tahakkuk eder. Umreye niyet edip peşinden telbiye getirmekle ihrama girilmiş ve ihram yasakları başlamış olur. Bu yasaklardan bir tanesi de erkeklerin vücuda göre dikişle, örerek veya dokuyarak şekillendirilmiş elbise giymeleridir.


RİDA VE İZAR: İşte bu yasağa uymak için, erkeklerin büründükleri “rida” ve “izar” denilen iki parçadan meydana gelen örtü, “ihram” diye meşhur olagelmiş, halk arasında “ihrama girmek” deyince de, bu örtülere bürünmek anlaşılmıştır.

Zikredildiği gibi “ihrama giriş” niyet ve telbiye ile olur. Niyet eden ve telbiye getiren her erkek veya kadın, artık ihrama girmiştir. Ve o andan itibaren ihram yasakları başlamıştır. İhram yasakları ve işlenmesi durumunda cezalar hakkında gerekli bilginin, bu ölçüde sınırlı bir sayfada aktarılması mümkün değildir. Ancak biz, bu yasaklardan sıkça karşılaşılan ve birinci derecede dikkat edilmesi gerekenlere birkaç satırla değineceğiz:



İHRAM YASAKLARI :

1- Erkeklerin vücuda göre dikişle, örerek veya dokuyarak şekillendirilmiş elbise giymeleri.

2- Yine erkeklerin başlarını örtmeleri, eldiven, çorap ve topuklu ayakkabı veya topuğunu örtecek ya da kavrayacak şekilde kullanımı olan sandalet türü şeyler giymeleri.

3- Kadınların yüzlerini, tenlerine değecek şekilde bir şeyle örtmeleri.

4- Traş olmak, vücuttan tüy koparmak, tırnak kesmek.

5- Güzel koku sürmek.(güzel kokulu sabun ve deterjanların, kolonyalı mendillerin kullanılması sıkça görülen hatalardandır)

6- Şehevi söz ve davranışlarda bulunmak, cinsi ilişkiye girmek.

7- Başkaları ile tartışmak, kavga etmek, onları kırmak.

8- Mekke harem hudutları içinde insan emeği olmadan büyüyen otlar ve ağaçları koparmak.



İHRAMLI BİR KİMSENİN;

Duş alması, duş sırasında kokusuz sabun kullanması,
Yüzük, kol saati, kemer, boyun çantası takması,
Kirlendiğinde kokulu madde kullanmadan ihramını yıkaması,
Giymiş olduğu ihramı, kirlenme, yırtılma ve benzeri durumlarda başka bir ihramla değiştirmesi, Pişikler ve ayak yarıkları için kokusuz krem kullanması,
Başını kapatmadan battaniye, pike örtünmesi, Şemsiye kullanması caizdir.
Giydiği terlikte dikişin bulunması da ihrama zarar vermeyecektir.



İHRAMA GİRMEDEN ÖNCE :

* Gerekli vücut temizliğini yapınız.

* Mümkünse güzel koku sürününüz. Hanımların diğer zamanlarda olduğu gibi evlerinin haricinde başkaları tarafından hissedilecek kokular sürmelerinde mahzur vardır.

* Sıhhi tedbirlerinizi alınız.

* İhram yasağına uygun elbiselerinizi giyiniz. Erkekler giymekte oldukları bütün elbiselerini soyunur, sadece “izar” ve “rida” denilen iki parça örtüye bürünürler

İZAR: Bele bağlanan ve belden aşağısını örten parçaya,

RİDA: Omuza alınan ve üstü örten parçaya denir.

* Bu iki örtünün beyaz, yeni ve temiz olması müstehaptır. Ayrıca azaları belli etmeyecek şekilde kalınca olmalıdır.

* Ayaklarına terlik giyerler. Terlik bulamamışlarsa, ayakkabılarını topuklarını örtmeyecek hale getirirler.

* KADINLAR; elbiselerini çıkartmazlar. Onlar için daima tesettüre en uygun olan, daha münasip  olandır. Ancak, hanımlar yüzlerini, arada boşluk kalmayacak şekilde, yüzlerine değen bir şeyle örtmezler. Ayakkabı, çorap giyerler, eldiven giyebilirler.


İHRAMA GİRERKEN:

Bu hazırlıklardan sonra, mikat sınırında veya daha önce, İhramın sünneti olarak –kerahet vakti değil ise – iki rekât namaz kılınız.

Namaza başlarken: Niyet ettim Allah’ım senin rızan için ihram namazının sünnetini kılmaya diye niyet edilir ve namazın ilk rekâtında Fatiha’dan sonra Kafirun suresi, ikinci rekatında Fatiha’dan sonra İhlas suresi okunur.

Namazdan sonra umre için niyet ediniz. Bu niyet şöyle yapılır :
“ Allah’ım senin rızan için umre eda etmek istiyorum. Onun edasını bana kolay kıl ve benden umremi kabul buyur. Allah rızası için umreye niyet ettim ve ihrama girdim.” 

Namaz kıldığınız yerden kalkıp sefere yönelince “Telbiye” getiriniz. Her mekan değişiminde, Kabeyi görene kadar Telbiye, Tekbir ve Tehlillerle yolculuğunuzu geçiriniz.

Telbiye : “ Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke la şeriyke leke lebbeyk. İnnel hamde ven niğmete leke velmülk la şeriyke lek.”

“ Allah’ım! Senin emr-i celiline her an koşmaya, her an itaate hazırım. Sana ortak yoktur. Emir ve davetine, gönülden ve sadakatle icabet ederim. Şüphesiz ki; hamd de, nimet de sana mahsustur. Mülk senindir. Senin şerikin yoktur.”


MESCİD-HAREMDE:

İhrama giren kişiler, içtenlikle dua ederek ve Yüce Allah’ı anarak Harem-i Şerif’e yönelirler. Dışarıdan gelenler, Mekke’ye vardıklarında kutsal iklime ulaştıklarından dolayı Yüce Allah’a şükrederler. Mekke’de yine telbiye, dua ve diğer zikir cümlelerini söy¬leyerek Harem-i Şerif’e giderler. Bunlar söylenmese de olur. Ancak bilenlerin söylemesi güzel olur. Harem-i Şerif, Kâbe’yi çevreleyen mescittir. Tavafa başlamadan evvel Telbiyeyi ke¬serler. Daha sonra “Umre Tavafı”nı yaparlar.


TAVAF:

Tavaf, Hacer-i Esved köşesi hizasından başlayarak usulüne göre Kâbe’nin etrafında ibadet amacıyla yapılan yedi dönüş¬ten (şavt) oluşur.
Tavafa başlamadan önce erkekler, vücudun üst kısmına ör¬tülen peştamalın bir ucunu sağ koltuk altından geçirerek sol omuza atıp sağ kolu omuzla birlikte açıkta bırakırlar (Iztıba). Tavaf bitince omuz kapatılır.

Umre tavafı için Hacer-i Esved hizasına gelmeden;
“Allahım! Senin rızan için umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diye niyet edilir.
Kâbe, kişinin sol tarafında kalacak şekilde Hacer-i Esved’in hizasına doğru gidilir, bu esnada dua edilir. Bilenler tekbir, tehlil, salâvat-ı şerife okurlar. Bunlar okunmasa da tavaf ge¬çerlidir. Önemli olan içtenlikle Yüce Allah’a yöneliştir. Hacer-i Esved’in hizasına varılınca eller, içleri Kâbe’ye doğru olacak şekilde namaza durur gibi omuz veya kulak hi¬zasına kadar kaldırılıp “Bismillahi Allahu Ekber” denildikten sonra Hacer-i Esved selamlanır (istilam).

Tavafa başlarken, her şavtın başında ve tavaf sırasında sünnet olan tavaf duaları okunur. Ancak tavafın Kur’an tilaveti, dua ve zikirle yapılması güzel olur. Tavafın, Hatim (Kâbe’nin kuzey tarafındaki yarım dai¬re şeklindeki duvar)ın dışından yapılması gerekir.

Tavafın ilk üç şavtında erkekler kısa adımlarla koşar gibi çalımlı yürür (Remel). Bu yapılmasa da bir eksiklik olmaz. Remel, sadece arkasından sa’y yapılacak tavaflarda yapılır.
Tavaf esnasında bağırarak dua etmek uygun değildir. Bu durum, orada huşû içinde tavaf yapan bazı insanları rahatsız edebilir.

Tavafı bitirince iki rekât tavaf namazı kılınız. Kerahet vaktinde iseniz sonraya bırakarak kâmil bir vakitte eda ediniz. ( Namazın ilk rekâtında Fatiha’dan sonra Kafirun Suresi, ikinci rekâtında Fatiha’dan sonra İhlâs Suresi okumak efdaldir. Ve namaz yer müsait ise Makam-ı İbrahim’in arkasına denk gelecek yerde kılınsa iyi olur. Aksi halde kimseye eziyet etmeden müsait bir yerde eda edilir.)

Sonra bol bol zemzem içiniz ve bedeninize dökünüz.


SA’Y:

Safa’ya yönelirken Hacer-ül Esved’e geliniz ve istilam ederek ayrılınız. Sünnettendir. Tekbir, tehlil getiriniz hamd ediniz, salâvat getiriniz.

* Safa’ya varınız.
* Yapacağınız say umre sayıdır. Bu niyetle sayınızı yapınız.
* İki yeşil direk arasında “hervele” yapınız.

HERVELE: Süratlice  koşunun adıdır. Remelden farklıdır, ondan daha hızlıdır. Ancak müslümanın vakarını zedeleyecek şekilde var güçle koşmamalıdır. Hervele sayın her şavtının sünnetidir. Hanımlar hervele yapmazlar.

* Say  7 şavttır. Safa’dan başlayıp, Merve’de biten yürüyüş bir şavttır. Merve’den Safa’ya  dönüş ikinci şavttır. Böylece devam eden say, Safa’dan başlamış, Merve’de bitmiş olur. Başka bir deyişle say, Safa’dan  Merve’ye  4 gidiş, Merve’den Safa’ya 3 dönüş olmak üzere 7 şavttır.

* Saydan sonra, Merve tepesinde Kabe-i Muazzamaya yönelerek dua ediniz ve saçınızı traş edip ihramdan çıkınız.


SAÇ TIRAŞI:

HALK: Saçın tamamını dipten tıraş etmektir. Bu daha efdaldir.

TAKSİR: Başın üçte biri veya dörtte birinden “ünmüle miktarı” ( parmağın üç boğumundan  en uçtakinin uzunluğunda ) kesmektir.

* Başın bir tarafını usturaya vurup öbür yanlarını bırakmak, sadece kâkül bırakmak gibi müslümanın vakarını zedeleyici tarzdaki traşlar mekruhtur.

* Saçlarının uzunluğu  “ünmüle”  miktarından  küçük olanlar  “Taksir”  yapamaz, “Halk” yapmak  zorundadırlar.

* Hanımlar  sadece “Taksir” yaparlar. “Halk”  yapmaları  “tahrimen mekruh” görülmüştür.

* Traş  olduğunuz andan itibaren, bütün ihram yasakları kalkmıştır.

* Umreniz tamamlanmıştır.

* Mekke-i Mükerreme’de durduğunuz sürece, hükmen bir Mekkeli gibi davranır, nafile tavaf yapar, ibadet ve dua edersiniz.

* Mekkelilerin umre için mikatı olan, Mekke haremi hudutları haricine çıkarak ihrama girip nafile umre yapabilirsiniz.

* Umre için Tenim’in veya Cirane’nin mikat yeri olarak seçilmesi daha efdaldir. Bunlardan birincisinde Allah Rasulü’nün emriyle Ayşe validemiz, ikincisinde ise Rasulullah ( s.a.v ) kendisi ihrama girmiştir.
* Bunlardan Tenim, Rasulullah’ın ( s.a.v ) kavli sünneti varid olduğu için Hanefilerce, Cirane de Şafiilerce, fiili sünnet varid olduğu için daha efdaldir. Her iki nokta da sünneti seniyye tahakkuk ettiği için diğer yerlerden – ittifakla – daha efdaldir.

* Efdaliyet olmamakla beraber başka “Hıll = Mekke Harem sınırı dışındaki bölgeler” den de ihrama girilebilir. Arafat, Cidde, Hudeybiye gibi.

Bizi yaratan, bizi en iyi bilendir ve sonsuz merhamet sahibidir.


 

Afaktan, Harem-i Şerif’e gelen müminin ihrama girmeden geçemeyeceği sınırları belirleyen mevkilerdir.

AFAK : Suudi Arabistan'ın dışındaki yerler Bunların hepsine birden “mevakit” denir. Bu mekanlar beş adettir:

ZÜLHULEYFE : Medine-i Münevvere yakınlarındadır. Mekke-i Mükerreme’ye en uzak mesafede olan mikat budur. ( 450 km.)

CUHFE : Harem-i Şerif’e göre kuzey bölgesinde, Kızıldeniz sahilinde,” Rabiğ” yakınlarındadır. Rabiğ’de ihrama giren bir kimse Cuhfe’den biraz önce ihrama girmiş olur. Mekke’den uzaklığı 283 km.dir. Günümüzde, Türkiye, Avrupa ülkeleri gibi kuzey ve batı ülkelerinden Cidde’ye gelip Harem-i Şerife yönelecek uçak ve gemi ile sefer eden hacı adayları, Cuhfe hizasını geçmeden ihrama girmiş olmalıdır. Cidde şehri Mikat sınırları içindedir.

KARN : Taif yakınlarında olan mikattır ki, mikatlar arasında Mekke Mükerreme’ye en yakın olanıdır. Aradaki mesafe yaklaşık 75 km.dir.

YELEMLEM : Güneyde, Yemen cihetinde olan mikattır. Mekke’den uzaklığı 92 km.dir.

ZAT’Ü IRK : Kuzeydoğu, Irak istikametine doğru düşen mikattır. Mekke’den uzaklığı 94 km.civarındadır. Bu mevkiler, Rasulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından tesbit edilmiş noktalardır. Bunlardan ilk dördü muttefekun aleyh hadislerle sabittir. Zat’ül Irk ile alakalı hadis-i şerif de, Sahih-i Müslim ve Sünen-i Ebi Davud’da mevcuttur.


Bizim de varıp bu coşkulu sele kapılacağımız,hayat boyu hatıralarını taşıyacağımız bir ibadet akışı içerisinde duygularımızın tazelenmesi için şu ayet ve hadislere kulak verelim:

AYETLER

“ Bütün insanların Allah’a ibadet etmeleri için yeryüzünde kurulan ilk mabet, alemlere hidayet,rahmet ve sevap kaynağı olan Mekke’deki Kabe’dir.” – Al-i İmran / 96 -

“ Orada apaçık nice alametler,Makam-ı İbrahim vardır. Oraya giren emniyet içinde olur. Gücü yeten, imkan ve yol bulan insanlar üzerinde, Beytullah’ı haccetmeleri, Allah’a bir kulluk borcudur.Kim bunu inkar eder, bu hakkı, bu farzı tanımazsa Allah’ın ne ona, ne ameline, ne de kainatta bulunan herhangi bir şeye ihtiyacı vardır. O bütün alemlerden müstağnidir.” - Al-i İmran / 97 –

“Ey İbrahim! İnsanları hac yapmaya çağır, dünyanın her tarafından ister yaya olarak ister nakil vasıtalarıyla gelip Rablerinin onlar için tahsis ettiği dünya ve ahiret nimetlerine kavuşsunlar, belirli günlerde ( hac günleri) Allah’a ibadet edip onlara nimet olarak verilen hayvanları kurban ederken Allah’ın adını ansınlar ve hem kendileri yesinler, hem de fakirleri doyursunlar. Böylece maddi ve manevi kirlerini gidersinler. Hac vecibelerini ve verdikleri sözleri yerine getirsinler ve Kabe’yi tavaf etsinler.” – Hac / 27,28,29 -

“ Ey Resulüm! Yüzünü semaya doğru çevirip durarak bir arayış,bekleyiş içinde olduğunu görüyoruz. Seni gönlüne hoş gelecek, arzu edegeldiğin kıbleye döndürüyoruz.Yüzünü artık Mescid-i Haram’a çevir, Beytullah’ı kıble edin!Siz nerede olursanız olun yüzlerinizi ona çevirin.Şüphesiz ehl-i kitab onun Rablerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah,elbette ki onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.” – Bakara /144-

“ Allah için, Haccı da Umreyi de hakkıyla eda edip tamamlayın...” - Bakara/ 196-

“ Hac ayları malum olan ( şevval- zilkade ve zilhicce) aylarıdır. Kim bu aylarda hacca niyet ederek ihramlaşırsa , artık ona söz ve fiiller, günah ve isyan içeren hal ve hareketler ile kavga, dövüş ve düşmanlık yapmak yasaktır. Sizin bütün bunlardan korunarak yapacağınız hayır ve hasenatı Allah takdir ederek sevabını verecektir. Hac süresince kimseye muhtaç olmayacak şekilde maddi yönden hazırlıklı olunuz, ancak hazırlın en hayırlısı Allah’ın rızası doğrultusundaki manevi hazırlıktır. Ey akıl sahipleri, benim emirlerime ters düşmekten sakınınız.” - Bakara / 197-


HADİSLER

Enes b. Mâlik (r.a)'ten rivayete göre şöyle demiştir: "Nebî (s.a.s) dört defa umre yapmıştır. Veda haccı ile birlikte olan dışında diğerleri Zi'lka'de ayında yapılmıştır. Bunlar: Hudeybiye umresi, ertesi yıl yapılan umre, Huneyn ganimetlerinin bölüştürüldüğü zaman Cirâne'den yapılan umre ve Veda haccı sırasında yapılan umre" (Buhârî, Meğâzî, 35; Müslim, Hac, 217, 220; Ebû Dâvud Menâsik, 79; Ahmed b. Hanbel, I, 246, 321, II, 39, III, 134).

Bu dört umre şunlardır:

1) Hudeybiye umresi: Bu, yukarıda da belirttiğimiz gibi niyet edilip ihrama girildiği halde, Mekke müşriklerinin izin vermemesi yüzünden yapılamamış ve Hudeybiye sulh anlaşması gereğince ertesi yıla bırakılmıştır.

2) Umretü'l-kaza: Yukarıda açıkladığımız bu umre hicretin yedinci yılında yapılmıştır. Buna Umretü'l kazıyye ve Umretü's-sulh adları da verilir.

3) Huneyn ganimetlerinin paylaştırılmasından sonra Ci'râne'den gelip yapılan umre.

4) Veda haccı ile birlikte yaptığı umre (İbn Sa'd Tabakât, II,170 vd; Ahmed b. Hanbel, III,134; M.Asım Köksal, İslâm Tarihi, İstanbul 1981, XIV, 329 vd.)

"Umre, ikinci bir umreye kadar olan günâhlara keffârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise ancak cennettir" (Nesaî, Hac, 3, Zekat, 49, İmân, 1; Dârimî, Menâsik, 7, Salât, 135; Tirmizî, Hac, 6; Ahmed b. Hanbel, I, 387, III,114, 412, IV, 342).

"Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. " (İbn Mâce, Menâsik, 5).

Hadiste şöyle buyurulur: " Hac ve umreyi peşi peşine yapınız. Bu ikisi, körüğün; demir, altın ve gümüşün pasını yok ettigi gibi, fakirliği ve günâhları yok eder. Mebrûr haccın sevabı ancak cennettir" (Tirmizî, Hac, 2; Nesâî, Hac, 6; İbn Mâce, Menâsik, 3)


Mescid-i Haram

Yeryüzünde ilk ibadet yeri olan Kabe-i Muazzama'nın etrafında sonradan yapılan caminin adıdır. Çeşitli tarihlerde yenilemek ve genişletmek amacıyla birçok defalar yıktırılıp yeniden yaptırılmıştır.Osmanlılar tarafından yaptırılan üç sıra halindeki kubbelerin sayısı beşyüz olup, bunların altında dörtyüz altmışiki sütun (direk) vardır. Bunlar yıktırılmayıp bütün tazeliği ve canlılığını muhafaza ederek ayakta durmaktadır. Suud yetkililerinin 1973 senesinde tamamlatmış oldukları genişletme çalışmalarıyla Mescid-i Haram, bugünkü haline getirilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksa'da kılınan bir namaz bin namaza, Mescid-i Nebi'de kılınan bir namaz onbin namaza, Kabe'de kılınan bir namaz ise, yüz bin namaza bedeldir' buyurarak, Mescid-i Haram'ı meth etmişlerdir.
 
Kabe-i Muazzama

Mekke şehrinde bulunan ve 'Beytullah- Allah'ın evi' diye adlandırılan kutsal binadır. Yeryüzünde kurulan ilk ve en önemli evdir. O'na Allah'ın evi denilmesi, şeref ve kıymetini açıklamak içindir. Yoksa yüce Allah'ın herhangi bir eve veya mekana ihtiyacı olmadığı açıktır. Mekke'de, Mescid-i Haram'ın ortasında bulunan Kabe, dört köşe, küp şeklinde, yaklaşık 12 metre boyunda, 11 metre genişliğinde ve 13 metre yüksekliğinde siyah taşlardan yapılmış bir binadır. Beytullah, dünyada en kıymetli yer, Müslümanların kıblesidir. İlk insan ve ilk Peygamber olan Adem (a.s.), bazı rivayetlere göre, meleklerin de yardımıyla Mekke'de, Beyt-i Ma'mur'un altında Kabe'nin temelini kazdı. Sonra Allah'u Teala, bu temeller üzerine Cennet yakutlarından bir Beyt indirdi. Aslı beyaz yakut olan Hacer-ül Esved de, bu Beyt'le beraber indirildi. Beytullah, Adem (a.s.) ın vefatıyla veya tufandan sonra tekrar göklere kaldırıldı. Ondan bir nişane olarak Hacer-ül Esved yeryüzünde kaldı. Allah'u Teala Hacer-ül Esved'i, tufandan önce Ebu Kubeys dağında sakladı. İbrahim (a.s.) zamanına kadar Kabe'nin yeri belirsiz oldu. Fakat insanlar, yine o bölgede dua ederler, arzularına kavuşurlardı. Allah'u Teala'nın emriyle İbrahim (a.s.) ve oğlu İsmail(a.s.) Kabe'yi Muazzama'yı eski temelleri üzerine bina ettiler. İbrahim (a.s.); 'Ey İsmail' iyi bir taş getir ki, hacılara işaret olsun' buyurdu. Ebu Kubeys dağı bu konuşmalardan haberdar edilip Allah'ın hikmetiyle konuştu. 'Cebrail (a.s.) tufanda bana bir taş emanet etti. Gel onu al' sesini İbrahim ve oğlu İsmail (a.s.) işittiler. Bunun üzerine Hacer-ül Esved'i getirip, Kabe'deki yerine yerleştirdiler. Kabe'nin ilk yapılışı, çeşitli zamanlarda tamiriyle ilgili geniş ve doğru bilgiler elde etmek isteyenler muteber kaynaklara baş vurmalıdırlar. Bizim burada detaya girmemiz mümkün değildir. Yeryüzünün en kıymetli yeri olan Kabe-i Muazzama ya bakmak sevaptır. İlk görüldüğünde yapılan dualar kabul olunur. Müslümanların günde beş vakit buraya yönelerek namaz kılmaları farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ' Bu Beyt, İslam'ın direğidir. Kim bu Beyt'i ziyaret etmek maksadıyla hac ve umre yapmağa çıkarsa, (bu yolda)öldüğü takdirde Allah'u Teala, onu Cennet'ine koymayı, sağ kaldığı takdirde, ganimet ve mükafatla memleketine döndürmeyi taahhüt eder' buyurmuşlardır.
 
Peygamber Efendimizin Doğduğu Ev

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) Mekke'nin doğusunda (Şuubu Beni Haşim ve Zukak'ul Mevlid caddesinin Leyl çarşısındaki Darud-Tababia) arasındaki evde doğdu. Hacca gidenler bu evi de ziyaret etmektedirler. İçerisinde Efendimizin valideleri Hz. Amine Hatun'un elleriyle salladığı ağaç beşik, olduğu gibi durmaktadır.
 
Cennet-ül Mualla Mezarlığı

Mekke'deki kabristanın ismidir. Peygamber Efendimiz'in ilk ailesi Hz. Hatice validemiz ve bazı Sahabe-i Kiram bu kabristanda medfundur. Buradaki türbeler ve kabir taşları, Osmanlılar'dan sonra yıkılarak yerle bir edilmiştir. Burasını da ziyaret ederek fatihalar okunmalıdır.
 
Hira Dağı

Mekke-i Mükerreme ile Mina arasında bulunan bir dağdır. Hira dağı ilk vahyin geldiği yer olup, Mekke'ye 9 km. mesafededir. Etrafı dik dağlarla çevrilidir. Çıkmak ve inmek son derece güç, sert taştan, topraksız bir dağdır. Mekke'yi bu dağdan en ince teferruatına kadar seyretmek mümkündür. İlk vahyin geldiği mağara halen durmaktadır.Arafat Mekke-i Mükerreme'nin doğusunda 25 km. uzaklıkta bulunan ovanın adıdır. Kurban bayramından bir gün önce (Zilhicce'nin 9. günü)haccın farzlarından olan VAKFE bu ovada ve 70 metre yükseklikte olan, 'Rahmet dağı' manasına gelen (Cebel-i Rahme) civarında yapılır.Arafat ovasının en yüksek tepesi olan CEBEL-İ RAHME'de Hz.Adem ile Hz. Havva validemiz, Cennet'ten sonraki uzun ayrılığın akabinde bu tepede buluşmuş, affı için bu tepenin üzerinde Allah'a yalvararak duaları kabul edilmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Veda Hutbesini, koyu yeşil taş yığınlarının meydana gelen bu Cebel-i Rahme tepesinde irad etmiştir.
 
Sevr Dağı

Kabe'nin güney cietinde bulunan, Peygamber Efendimizle Hz. Ebu Bekr'in Mekke'den Medine'ye hicretleri esnasında gizlendikleri mağaranın bulunduğu dağdır.Mekke'ye 5 km. uzaklıkta olan bu dağın tepesinde, girilmesi gayet dar bir mağara vardır. Peygamberimizle, Hz. Ebu Bekr bu yerde üç gün ikamet etmişlerdir.
 
Arafat

Arafat Mekke-i Mükerreme'nin doğusunda 25 km. uzaklıkta bulunan ovanın adıdır. Kurban bayramından bir gün önce (Zilhicce'nin 9. günü)haccın farzlarından olan VAKFE bu ovada ve 70 metre yükseklikteolan, 'Rahmet dağı' manasına gelen (Cebel-i Rahme) civarında yapılır.Arafat ovasının en yüksek tepesi olan CEBEL-İ RAHME'de Hz.Adem ile Hz. Havva validemiz, Cennet'ten sonraki uzun ayrılığın akabinde bu tepede buluşmuş, affı için bu tepenin üzerinde Allah'a yalvararak duaları kabul edilmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Veda Hutbesini, koyu yeşil taş yığınlarının meydana gelen bu Cebel-i Rahme tepesinde irad etmiştir.
 
Müzdelife

Arafat ile Mina arasında bulunan, Arafat'tan 7 km. uzaklıkta olan bir bölgenin adıdır. Arefe günü (9 Zilhicce) güneş battıktan sonra Arafat'tan buraya gelinir. Akşam-yatsı namazı burada cem edilerek kılınır. Gece burada geçirilerek sabah namazından sonra Mina bölgesine gidilir. Müzdelife'de bir müddet durmak (VAKFE) vaciptir.Mina'da şeytana atılacak olan (nohuttan büyük, fındıktan küçük) 70 er taşcık buradan toplanır.
 
Mina

Mekke'nin doğusundaki dağların eteğinden Arafat'a giden yol üzerinde bulunan bir yerin adıdır.Hac ibadeti esnasında kurban kesilen ve cemre (şeytan) taşlamak için gidilen yerdir. Harem sınırları içinde olup Müzdelife ile Mekkearasındadır. Mekke'den 7 km. uzaklıktadır. Akabe biatlari de cemre-i Akabe'nin yakınında bir mahalde yapılmıştır.
 
Mescid-i Cin
Cin Mescidi, Cin Sûresi’nin indiği yerde inşa edilmiş olan mescittir.
Cennet'ül Mualla mezarlığına giderken, solda Mekke tarafındadır. Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz birkaç defa olmaküzere cinlerle burada görüşüp, namaz kıldırmışlardır.

Medine-i Münevvere'yi Ziyaret

Müslümanın İslami duyarlılığını daha da artıracak olan bu kutlu yolculuk, gerçekten Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Cenab-ı Hak, Peygamberini ziyarete gelenleri sever ve onların, onun huzurunda yapacakları duaları geri çevirmez. Hz. Peygamber de kendisini ziyarete gelenlere şefaat edeceğini bildirmiştir. Yolculuk esnasında, bol bol salatu selam getirilmeli ve Medine’ye yaklaştıkça bu daha da artırılmalıdır. Hacı, bu ziyaretin sıradan bir ziyaret olmadığını düşünerek büyük bir tevazu, saygı ve vakarla Medine’ye girmelidir.
 
Mescid-i Nebevi
Mescid-i Nebevi

Peygamber Efendimizin yaptırıp namaz kıldırdığı, halifeler ve Osmanlı sultanları tarafından genişletilerek ve tamir edilerek zamanımıza kadar gelmiş olan mesciddir. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde: MESCİDİMDE KILINAN BİR NAMAZ, MESCİD-İ HARAM HARİÇ BAŞKA MESCİDLERDE KILINAN BİN NAMAZDAN HAYIRLIDIR buyurarak medh etmiştir.
 
 
Ravza-i Mutahhara

MESCİD-İ NEBİ içerisinde, Peygamberimizin kabr-i şerifi ile mescidin o zamanki minberi arasındaki yerdir. Peygamber Efendimizin: EVİMLE MİNBERİM ARASI, CENNET BAHçELERİNDEN BİR BAHçEDİR buyurarak medh ettiği Ravda-i Mütahhara'nın uzunluğu 22 metre, genişliği ise 15 metredir.

İçerisinde Peygamber Efendimizin namaz kıldığı mihrabın da bulunduğu bu beyaz sütunlu kısım, Mescid'in diğer bölümlerinden ayrılmıştır. Öteki kısımların sütunları vehalı renkleri ayrı olduğu için rahatça bilinebilmektedir.

 
 
Cennet-ül Baki

Medine-i Münevvere'nin mezarlığıdır. Bu mübarek kabristanda Peygamber Efendimizin amcası Hz. Abbas, torunu Hz. Hasan, damadı ve üçüncü halife Hz.Osman-ı Zinnureyn, halası Hz. Safiye, çocuğu Hz. İbrahim, kızı Rukiye, Fatıma vemübarek hanımları başta olmak üzere sahabe ve tabiundan birçok zevat medfundur.

Bukabristandaki türbeler ve mezar taşları, Medine-i Münevvere, Osmanlı idaresinden çıktıktan sonra yıktırılmıştır. Şimdi etrafı duvarlarla çevrili olan bu kabristan bir tarla görünümündedir. Kıble yönüne göre Mescid-i Nebi'nin soltarafında, hemen yan tarafındadır.

 
 
Uhud Şehitliği

Uhud, Medine’nin 5 km. kadar kuzeyinde bir dağın adıdır. Hicretin üçüncü yılında (M.625) İslam'ın yayılması sırasında hayatını kaybeden Peygamberimizin amcası ve şehidlerin efendisi Hz. Hamza ve 70 sahabenin kabirleri burada bulunmaktadır. 

 

Hz. Peygamber, her yıl Uhud şehitlerini ziyaret eder ve onlara dua ederdi Uhud şehitlerini ziyaret etmek de müstehaptır.

 

Kuba Mescidi

Peygamberimiz Hz. Muhammed, Mekke'den Medine'ye hicretleri esnasında, Medine'ye 5 km. mesafede bulunan Kuba'da 14 gün kalmıştı. Bu süre içinde Peygamberimiz orada bir mescid inşa etti ve burada namaz kıldı. Kur'an-ı Kerim'de takva üzere yapıldığı bildirilen ve İslâm âleminde cemaatle namaz kılınmak için yapılan ilk mescid budur. Kuba Mescidini ziyaret etmek ve burada iki veya dört rekat namaz kılmak müstehaptır. Bu mescidin ziyareti ile ilgili olarak Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: "Kim evinde güzelce temizlenip abdest aldıktan sonra, başka maksatla değil de sadece namaz kılmak için Kuba Mescidine giderse umre sevabı alır."(12) Hz. Peygamber sağlığında, Cumartesi günleri Kuba Mescidini ziyaret eder ve burada namaz kılardı.

 

 

Yedi Mescitler - Hendek Meydanı

Hendek savaşının cereyan ettiği bu yere birbirlerine yakın küçük yedi mescid yapılmıştır.

 
Mescid-i Ebu Bekr (R.A)

Gamame mescidinin 20 adım sağ arka kısmındadır. Mescid-i Nebi'den 445 adım uzaklıktadır. Giriş kapısının üzerinde Osmanlı Tuğrasını görmek mümkündür.
 
 
Mescid-i Ömer (R.A)

Gamame mescidinin 105 adım sol ön kısmındadır. Mescid-i Nebi'den 530 adım uzaklıktadır. Hz. Ömer (R.A) ın evi burası olup devlet reisliğini bu mescidin olduğu yerden (evinden) yapmıştır.
 
Mescid-i Osman (R.A)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Mescidinin kıble tarafında bulunmaktadır.
 
Mescid-i Ali (R.A)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayram namazlarını kıldırdığı yerlerden biridir.
Efendimiz, Gamame Mescidinin bulunduğu yerde bayram namazlarını kıldırmadan önce, bayram namazlarını burada kıldırmıştır.

Mescid-i Nebevi’den 290 m uzaklıktadır. 1662'de Medine'yi ziyaret eden Ebu Salim el-Ayyaşı, Hz. Peygamber'in muhtelif yerlerde bayram namazı kıldırdığını bunlardan üç tanesinin meşhur olduğunu kaydeder. Bunlardan birisi de Mescid-i Ebu Bekir'in hemen kuzeyinde, Hz. Osman evinde isyancılar tarafından kuşatıldığında Hz. Ali'nin Medine musallasında bayram namazını kıldırdığı yerdir. ilk defa Ömer b. Abdülaziz tarafından inşa edilen Mescid-i Ali, 1990'da 882 m2'lik bir alan üzerine eski tarzına benzer bir şekilde yeniden inşa edilmiştir.

 
Mescid-i Kıbleteyn

İslam'ın ilk yıllarında namazlar, Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya doğru kılınıyordu. Peygamber Efendimiz Kıble'nin Kâbe olmasını, yani namazların Kâbe'ye dönülerek kılınmasını çok arzu ediyor ve bu konuda Allah'tan gelecek emri bekliyordu. Hicretten 18 ay kadar sonra Şaban ayının 15. günü (Berat Kandilinde) Hz. Peygamber, Seleme oğulları mahallesinde öğle veya ikindi namazının farzını kıldırdığı esnada, ikinci rekatın sonunda aşağıdaki âyet-i kerime indi: "... Seni elbette, hoşlanacağın kıbleye döndüreceğiz. O halde hemen Mescid-i Haram'a (Kâbe'ye) doğru dön. (Ey mü'minler) siz de nerede olursanız olun, (namazda) oraya doğru dönün.
 
Cuma Mescid-i

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in  Medine'ye gelirken  durduğu Rânunâ denilen yerde, öğle namazı vakti gelmişti. Burada yanında bulunanlarla birlikte Cuma namazı kıldı ve hutbe okudu. Peygamberimizin ilk defa kıldığı Cuma namazı budur. İlk okuduğu hutbe de burada okuduğu hutbedir. Şimdi bu yerde "Mesci-i Cuma" adıyla büyük bir cami bulunmaktadır.
 
Gamame Mescid-i

Medine'de Rasulullah (sas)'in istiska (yağmur isteme) namazı kıldığı ve namaz biter bitmez yağmurun yağmaya başladığı bölgede sonradan yaptırılan mescidin adı Gamame Mescidi'dir.

 

Umre Programları
Hac Programları
Otel Rezervasyonları
Uçak Bilet
Turlar
Başa Dön
İklim Turizm Kıztaşı cd. Açıklar sk. No: 27 /2 Fatih / İSTANBUL Tel: 0212 635 56 12 Fax: 0 212 631 54 49 iklimtur@iklimtur.com
Yurtiçi Oteller | Yurtdışı Turları | Kültür Turları  | Kurumsal | Müşteri Hizmetleri
İklim Turizm
 
ÇAĞRI MERKEZİ212 635 56 12 İklim Turizm İklim Turizm İklim Turizm
Sosyal Medya Takip et
facebookfacebookfacebookfacebook